FOTOĞRAFLARINA BAKARKEN BİLE SİZİ HEYECANLANDIRACAK DÜNYANIN EN İLGİNÇ KÖPRÜLERİ

Köprü kelimesini hayatlarımızdaki farklı şeylerden bahsederken de ne kadar çok kullandığımıza hiç dikkat ettiniz mi? İki kişi arasında bağ kurmak istediğimizde köprü olmak, iki olay arasında bağlantı kurmak istediğimizde köprü kurmak, bir yola koyulmuşken tamamen vazgeçerek köprüleri atmak, geçmişi hatırlarken bazen köprülerin altından çok sular aktığını hissetmek…

Köprüler, tarihte insanların hayatlarında yol açtıkları değişiklikler ve bıraktıkları izlerle bizler için yalnızca kolaylaştırıcı bir mimari öge değil aynı zamanda toplumsal ilişkilerimizi de fazlasıyla belirleyici bir unsur. Günlük hayatta dilimize bu kadar yerleşmiş olması da belki bu nedenledir.


Hayatımızın her alanında var olan köprüler… Birçok filmin aksiyon sahnesinde, birçok kitabın romantik anlarında köprülerden geçiyor yolumuz. Uzun köprüler, eski köprüler, modern köprüler… Ancak yeryüzünde inşa edilmiş öyle köprüler var ki hepsinin hikâyesi birbirinden ilginç ve büyüleyici!


Fotoğraflarını gördüğünüzde sizde de gidip görme isteği uyandıracak dünyanın en ilginç köprülerini sizler için bir araya getirdik.


Magdeburg Su Köprüsü, Almanya

Köprü dediğimizde genelde aklımıza yayaların ya da araçların geçtiği yapılar gelir. Ancak bu kez bambaşka amaçla inşa edilmiş bir köprüyle karşı karşıyayız; Magdeburg Su Köprüsü! Adından da anlaşılacağı gibi Elbe Nehri’nin üzerinde kurulmuş. Üstünden ise gemiler, kayıklar ve sandallar geçiyor. Köprünün planları 1905 yılında hazırlanmaya başlanmış ancak savaş sebebiyle bir süre ara verilmiş. Köprünün inşaatı 1997’den 2003 yılına kadar sürerken, köprünün taşıdığı tek yükün üzerinden akan suyun ağırlığı olması “mühendislik harikası” olduğunu bir kez daha kanıtlar nitelikte.

Magdeburg Su Köprüsü, Almanya


Musa Köprüsü, Hollanda

Roovere Kalesi’nin restorasyonu sırasında bölgedeki su dolu bir hendeğe yapılan Musa Köprüsü, suya gömülü yapısı ile uzaktan görünmeyecek şekilde tasarlanmış. 17. yy’da hendeğin kaleyi savunma işlevinden ilham alarak köprüyü suyun içine gömme fikri ortaya atılmış.
Son derece ilginç bir tasarıma sahip olan bu köprünün adı ise Musa Peygamber gibi suyu ikiye ayırıp, sizin suyun arasından geçmenizi sağlama özelliğinden geliyor.

Musa Köprüsü, Hollanda


Nelson Caddesi Bisiklet Yolu, Yeni Zelanda

“LightpathAKL” olarak da adlandırılan bu bisiklet yolu, altı yüz metrelik otoyol alt yapısı kullanılarak oluşturulmuş. Kullanılmayan eski bir otoyol parçası dönüştürülerek, Auckland’ın şehir içi bisiklet ağını tamamlamak amacıyla yeniden kullanılmış.
Eski asfalt karayoluna son derece canlı bir pembe yüzey kaplaması yapılarak, terk edilmiş bir karayolundan, bisikletçiler ve yayalar tarafından kullanılan son derece şık bir alana dönüştürülmüş. Bisiklet yolunun bir kenarı boyunca yerleştirilen 300 adet LED ışık kutusu sayesinde akşamları da adeta bir görsel şölen yaşamanızı sağlıyor.

Nelson Caddesi Bisiklet Yolu, Yeni Zelanda


The Gold Bridge, Vietnam

Ziyaretçilerine kendilerini fantastik bir filmin içinde gibi hissettiren Vietnam’ın Ba Na tepeleri üzerindeki The Gold Bridge, tıpkı adı gibi altın bir renge sahip. Deniz seviyesinden 1.4 km yükseğe kurulmuş ve iki dev taş el tarafından taşınıyor görüntüsü verilen ve teleferik istasyonuna bağlanan bu köprü, enteresan görüntüsüyle adeta ziyaretçileri büyülüyor. Tasarımcısı köprüyü ’’yeryüzünden altın şerit çıkaran, eller üzerinde gökyüzünde bir yürüme yolu’’ olarak tanımlıyor.

The Gold Bridge, Vietnam


Ponte Vecchio, İtalya

Listenin en tarihi ve ikonik köprüsü Ponte Vecchio, Floransa’nın simgelerinden. Ponte Vecchio’nun tarihi Romalılara dayanıyor. Yaşanan şiddetli seller yüzünden köprü birkaç kez yenilenmek zorunda kalmış. Eskiden üzerinde tabakhaneler ve kasapların bulunduğu köprü, yayılan kötü koku nedeniyle boşaltılıp mücevhercilerin bulunduğu bir yere dönüştürülmüş. Ve köprünün en keyifli ve ilginç tarafı günümüzde üzerinde bulunan binalar ve içlerindeki dükkânlardan alışveriş yapabiliyor olmanız. Arno Nehri’nin müthiş manzarasını izlerken aynı zamanda alışveriş yapmak sıra dışı bir deneyim sunuyor.

Ponte Vecchio, İtalya


Chengyang Köprüsü, Çin

Bazı köprüler yıllar içinde bulundukları şehirlerin simgeleri de olmuşlardır. Chengyang Köprüsü de onlardan biri. 1916 yılında inşa edilen ve 65 metre olan bu köprü, geleneksel Çin mimarisi tarzında inşa edilmiş. Bu mimariye “Rüzgâr ve Yağmur Köprüleri” deniyor çünkü; bu ahşap köprülerde insanlara rüzgârdan ve yağmurdan korunabilecekleri, bunu yaparken de dinlenebilecekleri, sosyalleşebilecekleri sığınaklar sunuluyor. Bu köprünün en ilginç yanlarından biri ise yapılırken tek bir çivi bile kullanılmamış olması!

Chengyang Köprüsü, Çin


Storseisundet Köprüsü, Norveç

Norveç’teki adaları karaya bağlayan 8 köprünün en uzunu olan Storseisundet Köprüsü, tasarımı nedeniyle aniden köprünün bittiği bir noktaya varıyormuş gibi görünüyor. Bu köprüden geçerken ise lunaparkta bir hız treninde yaşadığınız heyecana hazır olmanız gerek. Keskin virajları ve ani yükseklikleri nedeniyle yolculuğunuz hiç de sıradan olmayacak. 260 metrelik bu köprü Norveç’in zorlu hava koşullarında zaman zaman yolcularını çok daha adrenalin dolu bir yolculuğa davet ediyor.

Storseisundet Köprüsü, Norveç


Eshima Ohashi, Japonya

Matsue ve Sakaiminato şehirlerini birbirine bağlayan yaklaşık 12 kilometrelik Eshima Ohashi Köprüsü’nün en önemli özelliği, üzerine kurulduğu nehirden geçen gemilerin geçmesine izin verebilmek için oldukça dik bir eğimle inşa edilmiş olması. Hiçbir virajı bulunmayan köprü, oldukça dik bir eğimle yolcularını ağırlıyor. Uzaktan baktığınızda bu görüntü cesaretinizi kaybettirse de Eshima Ohashi Köprüsü aslında oldukça güvenli bir mühendislikle inşa edilmiş.

Eshima Ohashi, Japonya


Tower Bridge, İngiltere

Londra’nın Doğu ve Batı yakalarındaki nüfus artışları nedeniyle ihtiyaç duyularak yapımına başlanan ve Thames Nehri üzerine inşa edilen Tower Bridge’in inşa tarihi 1894. Adını Londra Kulesi’nde alan turistik cazibe merkezi haline dönüşmüş Kule Köprü, açılabilir kanatlarıyla üzerine kurulu olduğu nehir ve denizlerden taşıtların geçmesine olanak sağlayan baskül köprüler arasında en ünlülerinden. Bu oldukça meşhur köprünün, hem yayalar hem de araçların geçişi için yürüyüş yolu ve araç yolu bulunuyor.

Tower Bridge, İngiltere


Golden Gate, ABD

Golden Gate köprüsü de turuncu tonlarının ve endüstriyel görkemin karışımıyla dünyanın en çok fotoğrafı çekilen köprülerinden biri olmaya devam ediyor. Yapıldığı dönemde rüzgâr, sis ve boğazdaki güçlü akıntılar nedeniyle asla tamamlanamayacağı düşünülen köprü, yapımı tamamlandıktan sonraki ilk yıllarda uzun bir dönem dünyanın en uzun asma köprüsü unvanının da taşıdı. Köprünün inşaatı sırasında ekonomik olarak içinden geçilen zorlu döneme rağmen köprü yapımında teknik açıdan birçok farklı konuda rekorlar kırılmış ve böylece birçok teknik konuda da ilerleme sağlanmış. Gemilerin köprüyü daha rahat görebilmesi için seçilmiş olan bu canlı renk günümüzde Golden Gate’i San Francisco’nun dünyaca ünlü bir simgesi haline getirmiş durumda. Öyle ki ünü Özgürlük Heykeli’yle yarışıyor.

Golden Gate, ABD


Forth Köprüsü, İskoçya

İskoçya’daki Forth Köprüsü, UNESCO’nun dünya mirası listesinde bulunan bir demiryolu köprüsü. 1890 yılında uzun yol taşımacılığı için yapılan Forth köprüsü, her gün 200 treni ağırlamaya devam ediyor. Demiryolu taşımacılığı için yapılan köprü tasarımları arasında dünyanın en önemli ve yenilikçi mühendislik harikalarından biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca Forth köprüsü, göz alıcı endüstriyel estetiği, heybetli mimarisi ve kırmızı rengin gücüyle uzun yıllardır meraklıları için ilgi odağı konumunda kalmayı da başarmış durumda.

Forth Köprüsü, İskoçya


Brooklyn Köprüsü, ABD

1870’de yapımına başlanan Brooklyn Köprüsü’nün yapımı 13 yıl sürmüş ve yapım süreci de aslında trajedilerle dolu diyebiliriz. Başmühendis John Roebling’in köprü yapımı sırasında yaralanmasının ardından, başmühendisliğe geçen oğlu da yine bir kazada yaralanınca komutayı bir kadın ele almış; başmühendis John Roebling’in eşi Emily Roebling, gayriresmî başmühendis olarak yatalak eşinden aldığı talimatlarla projeyi 1883’te tamamlamış. Ancak köprü yapımı sırasında gerçekleşen kazalar nedeniyle ‘köprünün laneti’ dedikodusu halk arasında hızla yayılınca halkı köprünün güvenli olduğuna dair ikna etmek fillere düşmüş. Eğer üzerinden fillerin geçtiği bir Brooklyn Köprüsü resmi görürseniz hiç şaşırmayın. Filler köprüden geçirilerek aslında köprünün ne kadar güvenli olduğu konusunda halk ikna edilebilmiş. Filmlerde, romanlarda bolca rastladığımız, günümüz edebiyatçılarına da çokça ilham veren Brooklyn Köprüsü Manhattan Köprüsü’yle karşılıklı bakışıyor. Aşk kilitleriyle dolu bu asma köprü, ziyaretçilerle dolup taşıyor, çünkü hala en zarif köprülerden biri olduğu düşünülüyor.

Brooklyn Köprüsü, ABD


Confederation Köprüsü, Kanada

Kanada’nın en küçük eyaleti olan Prens Edward adasını anakarayla bağlayan bu köprü yılın yaklaşık 5 ayında buzla kaplanan sular üzerinde kurulu olmasıyla özel bir öneme sahip. Zorlu hava koşullarına uygun olarak tasarlanan köprü, okyanus gemilerinin geçebilmesi için oldukça yüksek inşa edilmiş. Aynı zamanda bölgedeki buzların akışına, ekosisteme ve balıkçılığa zarar vermeyecek şekilde planlanmış. Tarihte buz kayıklarıyla tehlikeli bir yolculukla anakaraya geçen bölge halkı için ve elbette doğasıyla ünlü Prens Edward Adası’na yapılan turistik ziyaretler için köprü oldukça önemli bir yer tutuyor.

Confederation Köprüsü, Kanada


15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Türkiye

Ortaköy ve Beylerbeyi gibi iki muhteşem semti birbirine bağlayan, eski adıyla Boğaziçi Köprüsü yeni adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü İstanbul Boğazı’nın ilk asma köprüsü olma özelliği taşıyor. Boğaz üzerine inşa edilen ilk köprümüz olduğu için şehir sakinleri köprüye Birinci Köprü de diyor elbette.
Boğazın iki yakasını birleştirme fikri İstanbul tarihinde hep düşünülen ve denenen bir fikir. Bu kadar önemli bir kentin iki yakasını ve elbette iki kıtayı birleştirmek ilk olarak Pers kralı Darius’un aklına gelmiş. Darius’un, İskitlere karşı zaferinde gemi ve salları yan yana dizerek askerlerini bu köprüden geçirdiği biliniyor. 1503 yılında ünlü sanatçı ve mühendis Leonardo da Vinci’nin dönemin Osmanlı padişahı II. Bayezid'e yazdığı bir mektupla, Haliç üzerinde bir köprü yapmayı istediğini ilettiği de biliniyor.
Günümüze yaklaştıkça kıtaları birbirine bağlamak isteyenlerin sayısı da arttı ve konu hakkında birçok araştırma komiteleri kuruldu. Köprünün yapımı uzun yıllar süren araştırmalar sonucu gerçekleşti çünkü yapılacak köprünün boğazın eşsiz siluetini bozmaması gerektiği düşünülüyordu. Ve bütün girişimler sonucunda en sonunda 1970 yılında ne tür bir köprünün, nasıl bir teknoloji ve malzemeyle yapılacağına karar verildi. 1973’te tamamlanan köprü 1978’de yayaların geçişine tamamen yasaklandı. Günümüzde yalnızca Avrasya maraton sırasında yayaların kullanmasına izin veriliyor.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Türkiye


Akashi Kaikyō Köprüsü, Japonya

Dünyanın, asma köprü teknolojisindeki sınırları zorlayan bir köprüye geldi sıra. Dünyanın en uzun asma köprüsü olan ve Akashi boğazını birbirine bağlayan bu köprü deniz trafiğinin yoğunluğu nedeniyle yapılmış. Dünyanın en yoğun deniz trafiğine sahip boğaz, aynı zamanda tayfun ve deprem bölgesinde de bulunduğu için, köprünün inşaatında doğal afetlere hazırlıklı olabilmek adına ileri bir teknoloji kullanılmış.

Akashi Kaikyō Köprüsü, Japonya


Varda Köprüsü, Türkiye

Varda Köprüsü, tarihteki İpek Yolu’nun yerine geçecek olan Bağdat demir yolu hattının İstanbul durağında, Haydarpaşa’dan başlayarak Şam’a devam eden hat üzerine inşa edildi. 1888 yılında dönemin en önemli ticaret yollarından biri olarak mimarisi Almanlara emanet edildi. Bu nedenle bölgede, köprüye hala Alman Köprüsü de deniyor. Hem bir tarihi eser hem de taş örme tekniğiyle yapılan ve bir mühendislik harikası olan bu kâgir köprü, çok keskin bir vadide bulunmasına rağmen görülmeye değer eserlerden biri.

Varda Köprüsü, Türkiye


Mostar Köprüsü, Bosna-Hersek

UNESCO Dünya Mirası listesindeki Mostar Köprüsü, Bosna-Hersek’te karşı yakaları birbirine bağlayan, halkları bir araya getiren bir köprü. Sadece mimarisiyle değil, manevi değeriyle de bölgede çok büyük bir anlamı var. Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından yapılan köprünün zarafeti bölgeyi öylesine etkilemiş ki; bölgenin adı da Mostar olarak anılmaya başlamış. 1993’te Bosna-Hersek Savaş’ında tank ateşleriyle büyük yara alan köprü, 1997’de UNESCO tarafından yeniden inşa edildi. Yeniden inşa edilmesinin ardından Mostar Köprüsü, bölgedeki halkların arasındaki bağı kurmaya devam ediyor. Her Temmuz ayında bölge halkı, geleneksel olarak köprüden atlayarak nehirde yüzmek için toplanıyor.

Mostar Köprüsü, Bosna-Hersek


Helix Bridge, Singapur

Singapur’un en tanınan bölgelerinden Marina Bay’de bulunan köprü, dünyanın ilk kavisli çift sarmal köprüsü olarak biliniyor. DNA sarmalından yola çıkılarak hayata geçirilen köprünün tasarımı ve ışıklandırması göz kamaştırıyor. Yayaların bütün bir körfezi yürüyebilmelerini sağlayan köprü, Dünyanın En İyi Ulaşım Binası ödülünü de almaya hak kazanmış bir yapı. Köprünün tasarımı bir DNA sarmalına benziyor ve bölgedeki balıkçı ağlarına da benzetiliyor. Detaylı ve göz alıcı tasarımı nedeniyle 5 kat fazla çelik malzemeden yapılmış olan Helix Köprüsü, aynı anda 10 bin ziyaretçiyi taşıyabilecek kadar da güvenli köprülerden biri. Köprüde yürürken karşılaştığınız manzara ve ikonik mimari eserleri bakarken aynı bölgenin tarihte bataklık olduğunu öğrenmek de çok şaşırtıcı olacak.

Helix Bridge, Singapur


Tarih boyunca belki mimarisine, estetiğine, kimi zaman mekaniğine hayranlık duyduğumuz bu yapılar, dönemin toplumu ve insanlık tarihinin büyüyüp gelişmesini incelemek için de oldukça geniş bir olanak sunuyor hepimize. Ve tarihi köprüler de, çağdaş köprüler de hepimizi büyülemeye devam ediyor. Turistik gezilerimizde, gittiğimiz bölgenin tarihi köprülerini de, en modern teknolojiyle hayata geçirilmiş devasa köprülerini de görmeden dönmek istemeyişimiz tam da bu yüzden. Çünkü aslında bir şehrin hikâyesini bize köprüleri anlatıyor…