SAAT 17:00

18.06.2018

<center>O HALDE ÇAYINIZI YUDUMLAMAYA BAŞLAYABİLİRSİNİZ.</center>

Bu içerik xoxodigital.com'dan alınmıştır.

Bir ülkenin gastronomik yapısını anlamanız için o ülkenin çayını içmenizi öneririz.

Çünkü çay, yüzyıllardır süregelen tarihin, coğrafyanın ve kültürün bir demlik içinde kaynamasını sağlar.

Ülkemizdeki çay kültüründen de anlayacağınız üzere, her toplumun şahsına münhasır bir çay tüketişi vardır. Bu durumda çay sadece bir içecek olmaktan çıkıp, bir geleneğe doğru yol alır.

Lütfen Çin'den bahsederken onu sadece yeşil çayla özdeşleştirmeyin. Zira Çin, tarihte en eski çay üreten ülkelerden biri olarak biliniyor. Dünya üzerindeki en büyük çay üretimi Çin'in elinde, nitekim bu topraklarda her türden çay yetişiyor. Örneğin bardağa konduktan sonra kaynar suyla buluştuğunda çiçek açan çaylar Çin’e ait. Bunun yanı sıra ‘gençlik iksiri’ ya da ‘zarafetin zirvesi’ olarak bilinen beyaz çay ya da sarı yapraklı Pu-erh çayı da Çin'de yetişen çeşitler arasında.

Japonlar - Türkler kadar olmasa da - çay konusunda bir hayli hassaslar. Çay, Japonya için bir yaşam biçimi hatta bir feslefe. Japon evlerinde Hoshoan adı verilen ve yalnızca çay seromonileri için hazır tutulan odalar bulunur. Geleneksel çaylar arasında en çok bilineni son zamanların trendi Matcha’dır. Günümüzde 3. dalga kahvecilerde de rastlayabileceğiniz bu çay; orijinalinde kendine has aparatları olan seramik bir kap ve bambu bir çırpma teli ile hazırlanır. İşin komik tarafıysa ‘matcha’ her ne kadar çok derin anlamlara sahip bir isim gibi gelse de yalnızca benim (ma) çayım (cha) demektir.

Hindistan da Çin gibi çayın tarihçesini çoktan demlemiş olan ülkelerden. M.Ö 750-500 yıllarından günümüze ulaşan çay kültürü, haliyle Hindistan’ın meditasyon kültürüyle de buluşuyor. Topraklarındaki yoğun baharat üretiminden dolayı çayları da aromatiktir. Kahvecilerde ‘Bir Chai Latte ama soya sütlü lütfen’ dediğimiz çay aslen Hindistan’ın baş çaylarından bir tanesi olan Masala Chai'dir. Özelliğiyse süt ve şekerle servis edilmesi değil, içerdiği kakule, tarçın, karanfil ve zencefilden aldığı aromalarıdır.

Bunca çay kültüründen sonra İngilizlerden bahsetmemek olmaz. İngilizlerin çay kültürü, zamanında himayesi altında bulunan Hint kültüründen esinlenir. Kim bilir, belki de az önce yukarıda bahsettiğimiz çaya süt eklenmesi de Hint kültüründen İngilizlere geçmiştir. Çay nereden gelirse gelsin, 5 çayı - yani 5 o’clock tea - zamanı, İngilizler için kutsaldır. Zamanında 7.ci Bedford Düşesi Anna’nın akşama doğru acıkıp susamasıyla doğan bu ritüel, günümüzde porselen bardaklar ve atıştırmalık petit-four’lar eşliğinde halen devam eder.

Türkler için çay demek sohbet demek, yorgunluk atmak demek, yemekten sonra hazım demek hatta kitlenen muhabbetlerde konu açmaya yeltelenmek demektir. Ülkemizde her türlü çaydan bulmak mümkün olsa da, gün içinde içilen siyah çayın yeri asla değişmez. Türk çayının yegane karakteristik özelliği demlendiği demlik ve bardağıdır.

HIZLI BAĞLANTILAR
Jaguar E-BÜLTENİ
Haberler
JAGUAR ELEKTRİKLİ ARAÇ DÜNYASI