KENDİNİ YENİLEYEN DOĞANIN SESİNE KULAK VERME ZAMANI

Son zamanlarda tüm dünyanın yaşam tarzında büyük bir değişim yaşandı. Alışkanlıklar, okul ya da iş hayatı rutinleri değişti, yeni kurallar ve hassasiyetler eklendi.

Vaktimizi evde geçirdiğimiz bu günlerde sadece insanlar değil, dünyadaki her unsur büyük bir değişim geçiriyor. İnsanlar evde geçirdikleri bu vakitleri kişisel gelişimleri için değerlendirmeye çalışırken doğa da kendini yeniliyor.


Karantina sürecinde doğa için “fabrika ayarlarına geri dönüyor” diyebiliriz. Nüfus açısından kalabalık birçok ülkede çevre kirliliği sorunlarının azaldığı gözlemleniyor. Bu durumun en belirgin örneği ise Çin.


Stanford Üniversitesi’nde Dr. Marshall Burke tarafından yayımlanan araştırmaya göre Çin’de yoğun bir şekilde devam eden endüstriyel faaliyetlerin salgın nedeniyle yavaşlamasıyla beraber, hava kirliliği ciddi oranda azalıyor. Finlandiya Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nin yaptığı araştırmada da Çin’deki karbon emisyon oranının şubat ayı itibariyle %25 azaldığı tespit edilmişti. Bunun en büyük nedeninin ise uçak seyahatlerinin büyük oranda azalması ve bu seyahatlerin yol açtığı gaz emisyonun düşmesi olarak biliniyor.


Beklenmedik bir etkiyle karşılaşan ülkelerden bir diğeri ise İtalya. Şubat 2019 Avrupa Parlamentosu tarafından yayımlanan raporda, Venedik’te hava ve su kirliliği oranının endişe verici boyutta olduğundan söz edilmişti. Karantina sürecinde ise Venedik’in berrak sularında görülen kuğular ile birlikte doğa, kendini ne kadar hızlı bir şekilde yenilediğini ispatladı. Ayrıca Roma, Milano, Paris ve Madrid gibi Avrupa’nın büyük şehirlerinde hava kirliliğinin %45 oranında düşmesi de bu durumu kanıtlıyor. Üstelik Türkiye’nin iki büyük şehri İstanbul ve Ankara’da da havadaki azot dioksit oranının ortalama %41 oranında azaldığı biliniyor.

Doğa BİZE Ne Anlatmaya Çalışıyor?



İçinde bulunulan dönemin farklı ülkelerin çevre sorunları üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu rakamlarla beraber açıkladık. Peki tüm bu rakamlar ne anlama geliyor? Bundan sonraki süreçte ülkeler salgından önceki dönemdeki gibi enerji harcamaya devam mı etmeli? Ya da kişisel olarak davranışlar değişmeli mi?


Dünya tarihinde zaman zaman tekrarlanan birçok salgın gibi yaşanan bu süreç de belli bir noktadan sonra sona erecek ve normal hayata dönüş başlayacak. Fakat tüm dünya doğanın iyileşmesine böylesine tanık olmuşken bazı şeyler de değişecek gibi görünüyor.

YEŞİL ENERJİ KAYNAKLARININ GELECEĞİ

Karantina sürecinde fabrikaların ve birçok iş yerinin faaliyetlerinin yavaşlamasıyla enerji talebinde önemli bir azalma gözlemleniyor. Bu durumun da hava kirliliğini azaltmaya yönelik katkısı gayet açık. Bundan dolayı salgından sonraki dönemde de mevcut iyileşmeyi sürdürmek için ABD ve Avrupa’da yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin artacağı düşünülüyor. Ortada belirsiz bir durum olsa da tahminler, bu gelişmelerin sonucu olarak yeşil enerji projeleri ve yatırımlarının zincirleme bir şekilde artacağı yönünde.


Pek çok farklı senaryo üretilse bile bundan sonraki süreçte doğayla olan uyumun ön planda tutulması söz konusu olacak gibi görünüyor. Çevreye dair kaygıların arttığı ve belli farkındalıkların kazanıldığı bu dönemde karbon salınımını en aza indiren uygulamaların hız kazanması, doğanın dönüşüm sürecine katkıda bulunabilir.




Sonuç olarak, dünya değişiyor, doğa kendini yeniliyor. Çevresel sorunların azalması için yapılması gereken aslında çok açık. Elektrikli araçlar, enerji tasarrufu sağlayan teknolojik ürünler, güneş enerjisi ve dahasıyla bu konuda gerekli adımları atarak doğanın sesine kulak verme zamanı.

HIZLI BAĞLANTILAR
Jaguar E-BÜLTENİ
Haberler
JAGUAR ELEKTRİKLİ ARAÇ DÜNYASI