Metropollerden Sıyrılan Şehİrlerİn Ünvanı: Cittaslow

Metropollerin kalabalık caddelerini, restoranlarını ve sokaklardaki bitmek bilmeyen hızı bilirsiniz. Bu hız; caddelerden ve sokaklardan yayılır, evlerin içine daha sonra da insanın hücrelerine doğru sızar. Hız, kimse fark etmeden o kentin yeni yaşam biçimi olur.

Metropollerin kalabalık caddelerini, restoranlarını ve sokaklardaki bitmek bilmeyen hızı bilirsiniz. Bu hız; caddelerden ve sokaklardan yayılır, evlerin içine daha sonra da insanın hücrelerine doğru sızar. Hız, kimse fark etmeden o kentin yeni yaşam biçimi olur.
Küreselleşmenin dayanılmaz cazibesi ile şehirleri saran bu baş döndürücü hız, bazı kavramların yavaş yavaş yok olmasına neden olabilir. Geleneksel kimlikler, yaşayış biçimleri, yemekler hatta mimari yapılar bile değişime uğrar.
Bu değişimin hızının farkında olan bir grup insan ise 1999 yılında yepyeni bir kavram ortaya çıkardı: Cittaslow. Türkçe olarak “yavaş şehir” anlamına gelen bu kelime aslında şehirlerin özünü korumaktan çok daha fazlası.
Hızlı yaşama büyük bir değer biçildiği günümüz şartlarında bundan 20 yıl önce düşünülmüş “Cittaslow” kavramının kökenini ve tam olarak neyi temsil ettiğini keşfetmek ister misiniz? Cevabınız evet ise öncelikle “yavaş hareketi” sonrasında da “Sakin şehir nedir?” sorusu eşliğinde keşfe başlayabilirsiniz.


Zamanın Peşinde Koşmak Ya da Koşmamak: Yavaş Hareketi


insan ve doğa

Cittaslow kavramını açıklamadan önce beslendiği “yavaş hareketinden” bahsetmekte fayda var. Yavaş hareketi (slow movement) temel olarak; hızı ve tüketimi merkeze alan modern hayatı eleştiren bir toplumsal dönüşüm hareketidir. Bu hareket Carlo Petrini’nin; 1986’da Roma’da açılan McDonalds restoran zincirini protesto etmesi ile başlamış ve “Slow Food” olarak bilinen bu hareket, yavaş yavaş farklı alanlara da sıçramıştır.
Yavaş hareketinin felsefesi, modern dünyanın insanlara empoze ettiği “hıza” olan karşıtlığıyla bilinir. Çünkü özellikle büyük şehirlerde, etrafta koşturan insanlar ve birbirine korna çalan taşıtlarla beraber “Hayata tutunmak için acele etseniz iyi olur!” mesajı verilir. Öyle ki bu mesaj ikili ilişkilerin, sosyal ortamların, kültürel aktivitelerin bile içini yavaş yavaş boşaltmaya başlar.
Oysa yavaş hareketi; bu hızlı değişimin yanında insanın bazı ihtiyaçlarının ise hiç değişmediğini savunur. Sevilme, takdir edilme, yakınlık, özen ve aidiyet gibi. Değişimi gerçekten anlayabilmek için bu kavramları sindirmeye, daha itinalı davranmaya ihtiyacımız olduğunu düşünür. Yani bu felsefenin özünde fiziksel olarak daha yavaş hareket etmek değil, hayatın farklı alanlarındaki aktiviteleri tatmin edici şekilde yapmak ve yenilenmeyi hissetmek yer alır.
Kısacası Cittaslow da bu hareketin bir parçasıdır. Peki, Cittaslow tam olarak nedir?


Bir Şehir Felsefesi: Cittaslow Nedir?

Hız; modern toplumdaki acımasız rekabetçi yapı ve yüksek stres düzeyiyle beraber sorgulanmaya başlandı. Hatta insanlar, geleneksel toplumların yavaşlık öğretilerini keşfedip her anı derinlemesine yaşamanın ve hissetmenin önemini anlamaya başladılar. Bununla paralel olarak, İtalya’da yerel yemek yeme biçimlerini savunan Slow Food yani Yavaş Yemek hareketini kentsel boyuta taşımak isteyen dört İtalyan belediye başkanı, 1999 yılında bir araya gelerek Cittaslow Birliği’ni kurdu. Citta İtalyancada “kent”, slow ise İngilizcede “yavaş” anlamına geliyor.
Bu birlik İtalya’nın Greve in Chianti şehrinin belediye başkanı Paolo Saturnuni’nin önderliğinde kurulmuş. Akabinde; Orvieto, Bra ve Positano kentlerinin üyeliğiyle Orvieto kenti birliğin merkezi olarak seçilmiştir. Cittaslow Birliği’nin üyeler arasından seçilen bir başkanı, başkan yardımcıları ve genel sekreteri bulunur. Bir ülkeden üç kent Cittaslow’a üye olduğunda o ülkenin ulusal ağını oluşturur. Bu ülkeler Cittaslow’un Uluslararası Koordinasyon Komitesinde temsil edilmeye başlar.


Cittaslow Hareketinin Amacı Nedir?

İtalya’da başlayan bu hareket aslında çok temel bir amaca hizmet eder: Kentlerin kimliklerine ve kültürlerine sahip çıkmak. Yani küreselleşme sonucu şehirlerin birbirine benzemesini ve benliklerini kaybetmesini önleyerek; geleneksel yemekleri, yaşayış biçimlerini ve mimariyi korumak esas hedeftir.
Cittaslow Birliği, koyduğu kriterlerle ilgili kentin esnafını, zanaatkârlarını ve gelenek-göreneklerini korumaya çalışarak mevcut durumu iyileştirmeye yardımcı olur. Bu nedenle de sadece İtalya’dan değil, dünyanın birçok farklı ülkesinden birliğe katılım var. Peki, Cittaslow’a üyelik süreci nasıl işler?


Cittaslow Birliğine Üyelik Süreci

Sahip oldukları benzersiz güzellikleri ve özgün karakteri korumak isteyen kentler, birliğin belirlediği kriterlere uyum göstermek hatta bu kriterler kapsamında da çeşitli projeler gerçekleştirmek zorunda. Bu kriterleri ve projeleri dikkate alan kentler, tüm bunları bir başvuru dosyası halinde birliğe sunup projelerin gerçekleştirilme oranına göre değerlendirilip puan alır. Şehirlerin üye olabilmesi için 50 ve üzeri puan alması şarttır.
Başvuru süreci boyunca da aday olan kentlere, birliğin genel merkezinden ve üye ülkelerin ulusal ağlarının temsilcileri gidip değerlendirme yapabilir. Kentin Cittaslow felsefesine uygun olup olmadığı ise aşağıdaki alt başlıklarla belirlenir: • Şehrin çevre politikaları • Altyapı durumu • Kentsel yaşam kalitesi politikaları • Tarım, turizm politikaları • Esnaf ve zanaatkârlara yönelik politikalar • Kentin misafirperverlik, farkındalık ve eğitim için planları • Farklı projelerle iş birlikleri • Sosyal uyum
Bu alt başlıkların yanında, kentlerin üye olarak kabul edilmesinde temel olarak aşağıdaki özelliklere de dikkat ediliyor: • Kent nüfusunun 50.000’in altında olması • Taşıt trafiğinin azaltılması ve yayaların rahat hareket edebilmesi • Geleneksel mimarinin bozulmamış olmaması, korunması • Restorasyon çalışmalarının aslına uygun şekilde devam etmesi • “Fast food” restoranları yerine yerel ürünlerle hazırlanmış yöresel yemeklerin ön plana çıkarılması • Şehirde organik tarımın desteklenmesi • Gürültü, ışık, hava ve su kirliliğine karşı çeşitli önlemlerin alınmış olması • Biyoçeşitliliğin korunması • Yenilenebilir enerji kullanımı
Şu ana kadar dünyada 30 ülkeden bu kriterleri taşıyan 264 kent birliğe üye. Peki, Türkiye’de Cittaslow felsefesine ve kriterlerine uygun şehirler var mı?

Türkiye ve Cittaslow Felsefesi

Türkiye’de Cittaslow Birliği kriterlerine uygun 18 tane şehir bulunuyor. İç Anadolu, Ege, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nden pek çok farklı şehir; özgünlüğü, sakinliği ve kriterlere uygunluğu sayesinde birliğin içinde. Türkiye’nin özgün ruhuyla merak uyandıran yavaş ve sakin şehirlerini yazının devamında keşfedebilirsiniz!


Türkiye’de Nereler Sakin Şehir Kapsamında?

Farklı dokular, farklı renkler ve kültürler denildiğinde Türkiye, önemli bir zenginliğe sahip. Coğrafi olarak yedi bölgenin her birinde özgün yaşayış biçimleri, mimariler ve geleneksel lezzetler var. O halde, Türkiye’nin sakin şehirler listesindeki yerlere göz atmaya ve o şehirleri yakından tanımaya ne dersiniz?


1. Seferihisar/İzmir


Seferihisar

İzmir’in güneyinde yer alan Seferihisar, Türkiye’den Cittaslow’a katılan ilk yer. Bölge; Aka, Karya, İyon, Pers, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun izlerini taşıyor. Ayrıca Seferihisar; bağları, zeytinlikleri, mandalina bahçeleri ve enginar tarlalarıyla da oldukça verimli topraklara da sahip.

Kentlerin ruhunu korumaya öncü Cittaslow Birliği’nin kriterleri yerine getirerek 2009 yılında birliğe katılan Seferihisar; gerçekleştirdiği vizyoner projeler, yerli tohumu koruması ve kültürel güzelliklerine sahip çıkmasıyla örnek bir yer oluyor.


2. Akyaka /Muğla

Muğla’nın Ula ilçesine bağlı olan Akyaka, doğal güzellikleri ve farklı medeniyetlerden kalanlarla bambaşka bir yerleşim yeri. Berrak denizi, tarihi dokusu ve özgün mimarisi adeta bir huzur sığınağı.
Akyaka; doğaya saygılı, geleneksel mimari yapısını koruyan güçlü hizmet alt yapısıyla turistik olduğu kadar insanların mutlu bir şekilde yaşadığı bir yer olarak 2011 yılında Cittaslow Birliği’ne giriyor.


3. Köyceğiz/Muğla


Köyceğiz

Narenciye bahçeleri, kumsalları, muhteşem gölü ve huzurlu atmosferiyle Ege ve Akdeniz Bölgeleri’nin kesişiminde yer alan Köyceğiz, tarihi güzelliğiyle de dikkat çeken bir yer. Kendi dokusunu, kültürünü ve yaşam tarzını koruyan Köyceğiz 2019 yılında, “sakin şehir” olarak kabul edilmiştir.


4. Eğirdir/Isparta

Isparta il merkezine yaklaşık 46 km uzaklıkta olan Eğirdir, aynı adı taşıyan benzersiz bir güzelliğe sahip gölü ve tertemiz plajlarıyla Türkiye’nin en özel yerleşim yerlerinden biri. Sığla Ormanları, sadece Eğirdir’de görülen Apollon Kelebeği, Eğirdir halkı tarafından Mustafa Kemal Atatürk’e verilen Can Adası da bu güzelliği pekiştiriyor.
Eğirdir Belediyesi, sakinlerinin yaşam kalitesini artırmak amacıyla Cittaslow kriterlerinin çoğunu karşılayarak 2017 yılında birliğe katılmıştır.

Eğirdir


5. Yalvaç/Isparta

Isparta’ya bağlı olan Yalvaç, genellikle tarihi Çınaraltı mekanıyla bilinir. İlçenin merkezinde bulunan ve 1992 yılında korumaya alınan ağacın 1200’lü yıllarda dikildiği tahmin ediliyor. Türkiye’nin birçok noktası gibi tam bir medeniyetler beşiği olan Yalvaç, tarım ve hayvancılıkla uğraşması, yerel lezzetlerine sahip çıkması ve doğal güzelliklerini korumasıyla 2012 yılında Cittaslow’a kabul edilmiştir.


6. Gerze/Sinop

Yapılan araştırmalara göre Sinop Türkiye’nin en mutlu ili. Bu mutlu ilin, küçük ve sevimli ilçesi Gerze de doğasına, el sanatlarına ve nefis yöresel mutfağına sahip çıkmasıyla birçok insanın bir kere gidince yerleşme hayali kurduğu yerlerden.
Bu muhteşem sahil kasabası; tertemiz havası, halkının misafirperverliği ve Cittaslow kriterlerini büyük ölçüde karşılamasıyla 2017 yılında birliğe katılmıştır.


7. Gökçeada/Çanakkale


Gökçeada

Sırada Türkiye’nin en batı noktası, Gökçeada var. Çanakkale’ye bağlı olan Gökçeada, organik ürünleri, şirin nostaljik evleri, çeşitli spor olanakları ve muhteşem doğasıyla önemli bir turizm merkezi. 2002 yılından itibaren gerçekleştirilen organik tarım faaliyetleri ve tarım turizmi uygulamalarıyla misafirlerini karşılayan ada, 2011 yılında aldığı Cittaslow ünvanıyla bu harekete kabul edilen dünyanın ilk adası olmuştur.


8. Perşembe/Ordu

Ordu iline bağlı olan Perşembe; zengin bitki örtüsü, dik vadileri ve dokunulmamış kumsallarıyla oldukça güzel bir ilçedir. Perşembe Belediyesi, 2010 yılından beri sıkı bir çalışma yürütüp 2012 yılında ise Cittaslow ünvanı almayı başarmıştır.
Gürültü ve hava kirliliğine karşı projeler başlatan Perşembe, Cittaslow kriterlerin çoğunu karşılıyor.


9. Halfeti/Şanlıurfa

Birçok medeniyete ev sahipliği yapması, eşsiz tarihi değerleri ve büyüleyici mimari yapılarıyla şu anda tam bir turist mıknatısıdır. 2000 yılında yapılan Birecik Barajı nedeniyle ilçenin büyük bir kısmı sular altında kalmış ve bu durum ilçenin saklı cennet olarak anılmasına neden olmuştur.
Fırat Nehri üzerinde yapılan tekne turlarıyla ile gidilen köy ve mahallelerde farklı doğal ve kültürel yapı net bir şekilde görülebilir. Bu etkinlikler dışında ilçe; doğa yürüyüşleri, bisiklet turları gibi alternatif aktiviteler de sunar. Bamya kurusu, nar ekşisi, incir kebabı ya da Cağırtlak kebabı gibi yöresel lezzetler ise damakta tat bırakacak cinstendir. Halfeti, sakinliği ve benzersizliğiyle 2013 yılında Cittaslow olmaya hak kazanmıştır.


10. Ahlat/Bitlis


Ahlat

Derin bir tarihi mirasa sahip olan Ahlat, Van Gölü kenarında yer alır. Anadolu’da Türk medeniyetinin yerleştiği ilk yerlerden biridir. Eskiden İpek Yolu üzerinde bulunmasıyla da bilinen Ahlat, şu anda da önemli bir konuma sahiptir.
Adını bina yapımına elverişli Ahlat taşından alan ilçe, barındırdığı tarihi eserleri ve yapılarıyla 2019 yılında “sakin şehir” ünvanı aldı.


11. Şavşat/Artvin

Şavşat için rahatlıkla cennetten bir köşe denilebilir. El değmemiş doğası ve yeşilin farklı tonlarıyla gelenleri karşılayan ilçe, çeşitli tarihi yapılara da ev sahipliği yapıyor.
Ağırlıklı olarak hayvancılık, arıcılık ve tarımla geçinen Şavşat’ta, geniş yaylalar ve zengin bitki türleri de bulunuyor. Eşi benzeri olmayan doğası, dinginliği ve insanının samimiyeti ile bilinen Şavşat, 2015 yılından beri Cittaslow Birliği’nde.


Şavşat


12. Taraklı/Sakarya

Marmara Bölgesi’nin doğusunda yer alan Taraklı, Sakarya iline bağlıdır. Dört mevsimin net bir şekilde yaşandığı yerlerden olan Taraklı, Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine de şahitlik etmiştir. Yani tarihi olarak da önemi büyüktür. Keşkek, köpük helvası ve uhut gibi yöresel yemeklerine de fazlasıyla sahip çıkan ilçe, 2013 yılında “sakin şehir” olarak adlandırılmıştır.


13. Vize/Kırklareli

İstanbul ve Edirne gibi iki eski başkentin arasında bulunan Vize, Bizans döneminden itibaren önemli bir kültür ve yönetim merkezi olmuştur. Vize ismini mitolojik kaynaklardan aldığı düşünülen ilçe; camisi, antik tiyatrosu, çeşmesi ve doğal güzellikleriyle de kendine hayran bırakır.
Trakya’da bulunan Vize, sakinliği ve özgün yapısını korumasıyla 2012 yılında Cittaslow ünvanı almayı başarmıştır.


14. Uzundere/Erzurum


Uzundere

Türkiye’nin en yüksek şelalesi olan Tortum’a ev sahipliği yapan Uzundere; yelken, rafting ve kano gibi su sporlarının yapılabildiği Tortum Gölü’nü de sınırlarında barındırıyor. Bunların yanında dünyanın biyoçeşitlilik açısından en zengin bölgelerinden biri olan Kafkasya Ekolojik Bölgesi’nin batı ucunda olan önemli bir yer.
Diğer sakin şehirlerde olduğu gibi misafirperver insanı, yöresel yemekleriyle öne çıkan Uzundere, 2016 yılından bu yana Cittaslow olarak kabul ediliyor.


15. Göynük/Bolu

Batı Karadeniz’de bulunan Bolu’ya bağlı olan Göynük, yüksek tepelerin arasından geçen akarsuların eşlik ettiği doğal güzelliklerle dolu bir yer. 1323 tarihinde Osmanlı’ya katıldıktan sonra Anadolu ve İstanbul arasında köprü görevi görmüştür.
Tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerin kesişimi olan Göynük’ün mimari yapısı da günümüze kadar bozulmadan gelebilmiştir. Safran ticaretinin ve termal turizminin de yaygın olarak yapıldığı Göynük, 2014 yılında Cittaslow Birliği’ne katılmıştır.


16. Mudurnu/Bolu


Mudurnu

Çeşitli medeniyetlerin yerleşim yerlerinden biri olan Mudurnu da Bolu iline bağlıdır. Keşfedilmeyi bekleyen birçok güzelliği içinde barından ilçe, sakinliği ve şirinliğiyle de dikkat çeker.
Özellikle kent insanlarının özlem duyduğu doğal güzellikleri, tarihi dokuyla harmanlayan Mudurnu, gereken kriterleri karşılamasıyla 2018’de sakin şehir olarak kabul edilmiştir.


17. Yenipazar/Aydın

Büyük Menderes Havzası’nın orta bölümünde yer alan Yenipazar, Aydın’a bağlıdır. Tarihi milattan öncye dayanan ilçe, ticaret ve pazar yeri olmasıyla bilinir. Çevre kasaba ve köylerde yaşayan insanlar için alışveriş imkanı sunması ile tanınan Yenipazar, adını da bu özelliğinden alır.
Geleneksel Yörük Şenliği, Aşağı Dip Gölü Tabiat Parkı, piknik alanları ve yel değirmeniyle görülecek birçok sevimli yeri bulunan ilçe; Yenipazar pidesi, ekmek dolması ve karnabahar mücveri gibi yerel lezzetlerini canla başla koruyor. Verimli topraklarında birçok tarım ürünü de yetiştirilen Yenipazar, 2011 yılında sakin şehir olarak kabul edilmiş.


18. Güdül/Ankara

Güdül, Ankara’nın en küçük ilçelerinden biridir. Bu küçük ve sevimli ilçe; mağaraları, göleti ve vadileriyle inanılmaz doğal güzellikler barındırır. Tarım ve hayvancılık yaygın olarak yapılır.

Tüm bunların yanında; Yerel Ürünlerin Ticarileştirilmesi ve Geliştirilmesi Projesi ve İnönü Mağaraları Rekreasyon Alanı Projesi gibi faaliyetlerle 2020 yılında, Türkiye’nin 18. İç Anadolu’nun ise ilk Cittaslow ünvanı alan ilçesi olmuştur.


Küresel dünyanın etkisiyle tüm şehirler ve insanlar hızla birbirine benzerken bu gidişata dur demek gerçekten cesaret ister. Bu cesareti gösteren tüm şehirlerle en kısa sürede buluşmanızı ve onlarla ilgili daha çok şey keşfetmenizi dileriz!