Google+
Skip primary navigation
Skip primary navigation
skip.tertiary.navigation

BALTIK DENİZİ BAHAR DURAKLARI

BALTIK DENİZİ BAHAR DURAKLARI

BALTIK DENİZİ BAHAR DURAKLARI

10.06.2017

JAG-VENTURE

BU BAHAR, GENELLİKLE “KIŞ” MANZARALARINA ALIŞIK OLDUĞUMUZ BALTIK DENİZİ ÜLKELERİNİN BİLİNMEYEN YÜZÜNÜ KEŞFETMEK İÇİN BİRÇOK NEDENİNİZ OLACAK.
İŞTE BİRKAÇI...

Baltık Denizi, genellikle karla kaplı uçsuz bucaksız manzaralara ve dondurucu bir iklime sahip “kış” kentleriyle bilinir. Ancak baharın yenileyen ruhu, ılık rüzgarlarıyla buraya uğradığında, yepyeni bir dünya ile karşılaşmanız olası. Bu bahar, kendinizi baştan yaratıp Baltık Denizi ülkelerini keşfetmeniz için birçok nedeniniz olacak…

Orta Çağ’a Aralanan Bir Kapı

Bu kapının ardında, Orta Çağ’ın karanlığı yerine, eşsiz mimarisini korumuş, Arnavut kaldırımlarla bezeli, gelmiş geçmiş en tarihi kentlerden biriyle karşılaşacaksınız: Tallinn. Estonya’yı ziyaret etmenizi neredeyse zorunlu kılan başkent Tallinn, sokakları, otantik kafeleri ve parkları ile size bir kentte yaşanabileceğiniz en “yeşil” baharı sunacak. Şehir turunuza Harju Tepesi’nden başlamanız olası. Bu tepeden aşağı keyifli bir yürüyüş yaparken yeni ve eskinin muhteşem uyumuna sahne olan bu manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Ardından Talin’e “yeşil şehir” unvanını veren, görüp görebileceğiniz en simetrik peyzaja sahip Kadriorg Parkı’na uğrayın ve şehrin sakinliğine kulak verin. Bu sakinliği eşsiz bir kent manzarası ile tamamlamak isterseniz Linnahall sizi bekliyor. Sovyet Dönemi’nde inşa edilen bu özel alan daha çok spor müsabakaları ve konserler gibi büyük etkinlikler için tasarlandı. Linnahall üzerinde bulunan helikopter pisti, artık güneşin batışını izlemek için kullanılıyor.

Her Gün Yeniden Doğan Bir Şehir

Litvanya’nın en büyük şehri ve başkenti Vilnius, Orta Çağ’a ait bir açık hava müzesi olarak konumlanmış. Tarihi dokusu kadar, her gün değişip gelişen ve ziyaretçilerine sürpriz yapmayı seven bir yapısı da var. Yine de gezintinize klasiklerle başlamak yerinde olacaktır. 500 yıllık Aziz Anne Kilisesi, Şafak Kapısı, Gediminas Kulesi, Litvanya Ulusal Müzesi ve şehrin en meşhur caddesi Gedimino… Geceleri aradığınız hareketliliği bulamasanız da gündüz gerçekleştireceğiniz geziler, bu hareketliliği aratmayacak. Bu tarihi dokunun ardında “yeni” bir şeylere ihtiyaç duyarsanız da Soulbox’a uğrayıp drum’n bass eşliğinde yemek yiyebilir, White Bridge Play Area’da havada uçuşan kaykaycıları ya da bisikletlileri izleyebilir, Labas Macera Parkı’nda kendinizi heyecanın kollarına bırakabilirsiniz.

Art Nouveau Gölgesinde

Doğallığı ve tarihi kadar, yaz ortasında serin bir nefes alabileceğiniz, Art Nouveau’nun en iyi örnekleriyle bezeli Riga’dayız. Toplamda 2-4 günlük yoğun bir turla gezebileceğiniz bu tarihi kenti ziyaret etmeden önce kalın kıyafetlerinizi yanınıza alın ve bol bol yürüyüş yapmaya hazır olun. Kentte mutlaka görmeniz gereken tarihi yerlerden birkaçı şöyle: Letony Özgürlük Anıtı, Riga Kalesi, Büyük Christopher Heykeli, Şehir Surları, Eski Şehir, İsveç Kapısı, Powder Kulesi, Üç Biraderler Evleri (Three Brothers - Tris Brali), Riga Dome Katedrali, Riga Livu Square and Cat House, House of Blackheads. Biraz da alışverişe zaman ayırmak isterseniz, Riga Central Market Zeplin Hangarları aradığınız yer olabilir. 1930 yılında kapalı pazar yerine dönüştürülen bu hangarlarda yiyecek, içecek ve kıyafet başta olmak üzere geniş bir yelpazede birçok seçenek bulunuyor. Riga’nın ikinci büyük ve en kapsamlı pazarı ise Riga Berga Bazaar. Unutmadan, yorgunluğunuzu atmak için Pilsetas Kanalı etrafında küçük bir mola vermeyi ihmal etmeyin.

Adalar Şehri

Kışın başka güzel, bahar aylarında ise bambaşka. Son durağımız Helsinki’de huzur, düzen ve doğallığı bir arada bulacaksınız. Helsinki’nin en turistik bölgelerinden biri olan Suomenlinna Adası ile gezintinize başlayabilirsiniz. Adada, çeşitli müzeler, köprüler, kale ve denizaltı kalıntılarını ziyaret edebilirsiniz. Şehrin en güzel noktalarından biri Senato Meydanı’nda, Helsinki Katedrali’ni görebilir ve etraftaki kafelerde güzel bir kahve içerek yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Helsinki’de görebileceğiniz en şaşalı yapı olan Uspenski Katedrali’ni de listenize mutlaka ekleyin ve yine meydana yürüme mesafesindeki Finlandiya Ulusal Müzesi’ne göz atın. Dilerseniz daha çağdaş bir yoruma sahip Kiasma daha iyi bir seçenek de olabilir. Son durağınız ise Temppleiaukio Kilisesi, diğer adıyla Rock Church olmalı. İsminden de anlaşılacağı gibi kayaların içerisine oyularak yerleştirilen bu kilise, alışılagelmişin dışında bir mimariye sahip.